Sosyal fobi ilk kez Marks tarafından
diğer fobilerden ayırmıştır [Marks I.M.
1970 #1370]. Bugünkü adıyla sosyal anksiyete
bozukluğu ilk kez 1980 yılında DSM-III'de
sınıflandırma sistemine girmiştir. DSM- III'de
sosyal fobi tanısı konulabilmesi için çekingen
kişilik bozukluğu tanısı konulmaması yani
dışlanması gerekir. DSM- III-R'da ÇKB'un
bulunmaması şartı kaldırıldı
[DSM-III-R 1987 #1145].
Sosyal fobinin alt tipi olarak "yaygın"
belirleyicisi DSM-III- R'da tanımlandı. Yaygın
olmayan yani belirli durumlarda örneğin yalnızca
toplum önünde konuşma durumlarında sosyal
anksiyete yaşayanlar ayrımlaşmış
(discrete) tip sosyal fobi olarak tanımlandı. Yaygın
sosyal fobi tanımlaması Çekingen Kişilik
Bozukluğu ile örtüşmeyi arttıran bir
gelişme olmuştur. DSM- III- R'daki 7 çekingen
kişilik bozukluğu kriterinin 6'sı açık bir
şekilde sosyal fobi kriterleriyle
ilişkilidir.
DSM-III-R'da kişilik
bozukluklarının diğer bozukluklardan farklı bir
eksene konulmaları kişilik bozuklukları ve
değişik klinik sendromlar arsındaki
ayrımın geçerliğine dikkati
çekmiştir. Birinci ve ikinci eksen ayrımı
pratikte önemli sonuçlar doğurmaktadır,
çünkü DSM ruhsal bozukluklar arasında keskin
sınırlar olmadığını söylese de,
pratikte klinisyenler ve araştırmacılar
tarafından DSM sistemi kategorik olarak birbirinden
ayrımlaşmış ruhsal bozukluk tanıları
koymak için kullanılmaktadır [Carson, R. C. 1991
#1372]. DSM'in getirdiği eksen ayrımının (bir
bozukluğun anksiyete bozukluğu mu yoksa kişilik
bozukluğu mu olduğunun) önemli sosyal, klinik, adli
ve araştırma fonlarının kullanılması
gibi açılardan önemli sonuçları
vardır.
1994
yılında DSM-IV ile Sosyal Fobi'ye yeni bir isim daha
verildi: "Sosyal Anksiyete Bozukluğu". DSM- IV'e kadar
geçen süre içinde yapılan
çalışmalar SAB hastalarında Çekingen
kişiliğin sık
görüldüğünü gösterdi. Bu
verilere dayanılarak DSM- IV'de SAB'nun ayırıcı
tanısı tartışılırken Çekingen
Kişilik Bozukluğu'yla "Yaygın Tip Sosyal Fobinin
özellikleriyle ileri derecede bir binişme gösteriyor
gibi görünmektedir", "Yaygın Sosyal Fobisi
olan kişilere ek bir tanı olarak Çekingen
Kişilik Bozukluğu tanısı konması da
düşünülmelidir" denildi. DSM-IV'teki bu
açıklamaların, iki bozukluğun ilişkisine
dair modellerden birisi olan örtüşen semptomatoloji
modelini destekleyen bir açıklama olduğunu
söyleyebiliriz. Eğer SF ve ÇKB %100
örtüşüyor ise bu model desteklenmiş
olacaktır. Ancak durum bu değildir:
çalışmalarda örtüşme %18'den [Jansen,
M. A. 1994 #425] %90'a [Alnaes, R. 1988 #1376] kadar
değişmektedir. Bu da bazı sosyal fobiklerde ÇKB
görülmediği anlamına gelir [Jansen, M. A. 1994
#425].