4.5.1 Sosyal fobinin DSM sistemindeki seyri
Sosyal fobi ilk kez Marks tarafından diğer fobilerden ayırmıştır [Marks I.M. 1970 #1370]. Bugünkü adıyla sosyal anksiyete bozukluğu ilk kez 1980 yılında DSM-III'de sınıflandırma sistemine girmiştir. DSM- III'de sosyal fobi tanısı konulabilmesi için çekingen kişilik bozukluğu tanısı konulmaması yani dışlanması gerekir. DSM- III-R'da ÇKB'un bulunmaması şartı kaldırıldı [DSM-III-R 1987 #1145].
Sosyal fobinin alt tipi olarak "yaygın" belirleyicisi DSM-III- R'da tanımlandı. Yaygın olmayan yani belirli durumlarda örneğin yalnızca toplum önünde konuşma durumlarında sosyal anksiyete yaşayanlar ayrımlaşmış (discrete) tip sosyal fobi olarak tanımlandı. Yaygın sosyal fobi tanımlaması Çekingen Kişilik Bozukluğu ile örtüşmeyi arttıran bir gelişme olmuştur. DSM- III- R'daki 7 çekingen kişilik bozukluğu kriterinin 6'sı açık bir şekilde sosyal fobi kriterleriyle ilişkilidir.
DSM-III-R'da kişilik bozukluklarının diğer bozukluklardan farklı bir eksene konulmaları kişilik bozuklukları ve değişik klinik sendromlar arsındaki ayrımın geçerliğine dikkati çekmiştir. Birinci ve ikinci eksen ayrımı pratikte önemli sonuçlar doğurmaktadır, çünkü DSM ruhsal bozukluklar arasında keskin sınırlar olmadığını söylese de, pratikte klinisyenler ve araştırmacılar tarafından DSM sistemi kategorik olarak birbirinden ayrımlaşmış ruhsal bozukluk tanıları koymak için kullanılmaktadır [Carson, R. C. 1991 #1372]. DSM'in getirdiği eksen ayrımının (bir bozukluğun anksiyete bozukluğu mu yoksa kişilik bozukluğu mu olduğunun) önemli sosyal, klinik, adli ve araştırma fonlarının kullanılması gibi açılardan önemli sonuçları vardır.
1994 yılında DSM-IV ile Sosyal Fobi'ye yeni bir isim daha verildi: "Sosyal Anksiyete Bozukluğu". DSM- IV'e kadar geçen süre içinde yapılan çalışmalar SAB hastalarında Çekingen kişiliğin sık görüldüğünü gösterdi. Bu verilere dayanılarak DSM- IV'de SAB'nun ayırıcı tanısı tartışılırken Çekingen Kişilik Bozukluğu'yla "Yaygın Tip Sosyal Fobinin özellikleriyle ileri derecede bir binişme gösteriyor gibi görünmektedir",  "Yaygın Sosyal Fobisi olan kişilere ek bir tanı olarak Çekingen Kişilik Bozukluğu tanısı konması da düşünülmelidir" denildi. DSM-IV'teki bu açıklamaların, iki bozukluğun ilişkisine dair modellerden birisi olan örtüşen semptomatoloji modelini destekleyen bir açıklama olduğunu söyleyebiliriz. Eğer SF ve ÇKB %100 örtüşüyor ise bu model desteklenmiş olacaktır. Ancak durum bu değildir: çalışmalarda örtüşme %18'den [Jansen, M. A. 1994 #425] %90'a [Alnaes, R. 1988 #1376] kadar değişmektedir. Bu da bazı sosyal fobiklerde ÇKB görülmediği anlamına gelir [Jansen, M. A. 1994 #425].