Anksiyetenin bedensel, bilişsel ve
davranışsal bileşenleri arasındaki
etkileşim:
Sosyal anksiyete yaşandığında
bedensel, bilişsel ve davranışsal bileşenler
genellikle birlikte bulunurlar. Bu bileşenler sosyal fobinin
belirtisi olarak nadiren tek başına
görünürler. Bu üç bileşen birbiriyle
ilişki içindedir ve birindeki artma diğerinde de
artmayla sonuçlanır. Şimdi bunun nasıl
gerçekleştiğini bir örnek üzerinden
inceleyelim.
Aslı bir pazarlama şirketinde bir
yıldır çalışmaktadır ve işinde
geçen zaman içinde oldukça iyi bir başarı
göstermiştir. Başarısına rağmen
alması gereken zammı henüz almış
olmaması hem kendisini rahatsız etmekte ve iş
arkadaşları da Aslı’nın çoktan bu
terfiyi çoktan hakketmiş olduğunu
düşünmektedirler. Patronun da bulunduğu
yakın zamandaki bir toplantıda terfi almamış
olmasıyla ilgili rahatsızlığını
gündeme getirmeyi planlamıştır.
Toplantının yapılacağı günün
sabahı zihninde “bir şeyleri yanlış
yapmış olmalıyım, yoksa bana zam
yaparlardı” şeklindeki bir
düşünceyle uyanır. O sabah daha sonra midesinde
bir hoşnutsuzluk, omuz ve sırt kaslarında bir
gerginlik hisseder. İş yerindeki mesaisi
başladığında ise dikkati o kadar
dağınıktır ki yanlışlıkla
masasındaki dosyaları devirir ve aklından “o
kadar beceriksizim ki, zam almamama şaşırmamak
lazım” diye geçirir. Bu düşünceyle
birlikte kalbinin hızla çarptığını ve
ensesinin gerginlikten ağrıdığını
fark eder. Toplantıya girerken kendi kendine “hakkediyor
olsaydım zaten terfi alırdım, konuyu açarak
acaba şansımı biraz fazla mı zorlamış
olacağım” demektedir. Toplantı boyunca
gerginliği artarak devam eder, nefesi daralır, elleri
titrer ve ayaklarını sallar. Terfi isteğinde
patronun yüksek sesle güleceğini ve kendisiyle alay
edeceğini hayal eder. “o kadar gerginim ki,
konuşmaya çalışırsam komik duruma
düşeceğim, yanlış yapacağım ve
kovulacağım” diye düşünür ve
hiçbir şey konuşmadan toplantıyı terk
eder. Toplantıyı terk eder etmez, kalp
atışları normale düşer, vücudundaki
gerginlik azalır. Planladığı
konuşmayı yapamadığı için kendi
kendine “ben beceriksizim, zaten terfiyi de hiç
hakketmiyorum” demektedir.
Bu
örnekte bilişsel, bedensel ve davranışsal
öğelerin nasıl birbirini tetiklediğini
görüyoruz. Şekil 1.1’de şematik olarak
gösterilmiştir. Sıkıntı veren
düşünceyi kalp çarpıntısı ve
kaslarındaki gerginlik takip eder. Vücudundaki gerginlik
anksiyöz düşüncelerini daha da
arttırır ve istediği terfi
görüşmesini yapamama noktasına kadar gelir.
Toplantıyı terk ederek rahatlar ancak hakkettiği
terfiyi alamadığı için üzülür ve
kendisine ne kadar beceriksiz olduğunu
söyler.
Spiral şeklinde bilişsel, bedensel ve
davranışsal belirtilerin birbirine nasıl yol
açtığını üst üste bindiğini
görüyoruz. Sonuç fırsatların
kaçırılması ve olumsuz
düşüncelerin pekişmesidir. Tedavi bu
kısır döngünün kontrolden
çıkmadan bir noktada kırılmasına
dayalıdır. Eğer Aslı ilk olumsuz
düşüncesi yerine “vaad edilen terfinin neden
verilmediğini öğrenmeye hakkım var”
şeklinde bir düşünceyle başlayabilseydi,
her şey çok farklı gelişecekti. Kitabın
ilerleyen bölümlerinde bunun nasıl
yapılacağını
göreceğiz.
İlk bölümün sonu ve ev
ödevi: Bu bölümde sosyal anksiyetenin ve
sonuçlarının nasıl bir süreç
içinde geliştiğini anlattık. Sosyal
anksiyetenizin üç bileşenini
tanımladınız. Önümüzdeki hafta
boyunca en az bir sosyal ortamda yaşayacağınız
sosyal anksiyetenin üç bileşenini gözlemenizi
ve aşağıdaki formda kaydetmenizi
istiyoruz.