Rosenblum ve Paully [Rosenblum, L. A. 1984 #1422]
yavrularını beslemekte olan primatları deneysel
olarak iki gruba ayırmışlar, bir gruba
değişken kestirilemez yiyecek sağlama ortamına
maruz bırakmışlardır. Bu durum yavrularına
kararsız bağlanmalarına yol
açmıştır. kararsız ortamda
büyüyen hayvanlar daha yüksek sosyal
çekingenlik davranışları (sosyal boyun
eğme, karşı gelme durumlarından
kaçınma ve türe özgü bir araya toplanma
davranışları) göstermişlerdir [Andrews, M.
W. 1994 #1424]. kararsız ortamda büyüyenler uzun
süreli CSF kortikotropin releasing faktör (CRF)
seviyelerinde artış, dopamin metaboliti olan homovalinik
asit (HVA) ve serotonin metaboliti olan 5- hidroksiindolasetik asit
(5-HIAA) sevilerinde artma göstermişlerdir [Coplan, J. D.
1996 #1425]. Yalnızca değişken yiyecek
ortamında yetişen deneklerde CRF seviyeleri HVA ve 5-
HIAA seviyeleriyle pozitif korelasyon göstermiştir. Bu
CRF seviyesi ile hem dopaminerjik hem de serotonerjik sistemleri
arasında fonksiyonel bir bağlantı olduğunu
düşündürmektedir 15. Dahası
değişken koşullarda yetişen grupta, CRF
düzeylerindeki görece artış, alfa-2 adrenerjik
agoniste (clonidine) büyüme hormonu cevaplarındaki
azalmayla 16; ve alfa-2 antagonist olan yohimbin'e
abartılı anksiyete yanıtı ile koreledir
17.
Değişken yiyecek koşullarında
yetiştirilen primatlardan elde edilen verilerden sosyal
anksiyete bozukluğu ile en çok ilgili gibi
görünen veri serebrospinal sıvıda dopaminerjik
metabolitlerin değişmesidir. bu bulgu sosyal anksiyete
bozukluğu olan bir çok hastada gösterilmiş olan
dopaminerjik anormalliklerle paraleldir. Primatlardaki
davranışlar Kagan'ın 18 bir grup
küçük çocukta tarif ettiği
tanıdık olmayana karşı gösterilen
davranışsal inhibisyon durumuna benzemektedir. Bu
çocuklarda stres karşısında abartılı
bir kalp atım hızında hızlanma, yüksek
sabah erken tükrük kortizol seviyeleri ve yüksek
norepinefrin seviyeleri ile korele davranışsal inhibisyon
görülmüştür. Değişken yiyecek
kaynağı modeli özellikle afektif doğada olan
erken çevresel stresin davranış ve
nörobiyolojiyi sosyal anksiyöz bir profile doğru
yönlendirdiğini göstermesi açısından
faydalıdır. Klinik olarak CRF düzeylerinin
artması ve kortizolun azalması disosiyasyon daha çok
PTSD hastalarına benzemektedir 19, 20.