3.1.2 Erik Erikson'a göre utangaçlık
Erik Erikson "Autonomy vs. shame and doubt; Childhood and Society" (1950) isimli eserinde utanma duygusunun kaynaklarına iner.
Erikson batı uygarlığında utanmanın erken dönemde ve kolayca suçluluk duygusuyla yer değiştirdiğini ve bu nedenle yeterince çalışılmamış bir emosyon olduğunu söylemektedir.
“Utanç birinin tamamen açıkta kaldığını ve kendisine bakıldığını varsaymasına dayalıdır: tek bir kelimeyle ifade edilecek olursa: kendiliğin- farkında oluştur (self- conscious). Kişi görünürdür, ancak bununla beraber görünür olmaya hazır değildir. Utanç göründüğünün farkında olmaktan ziyade görünmeye hazır olmamaktan kaynaklanan bir duygudur. Rüyalarımızda utancı yarı giyinik, pantolonumuz aşağıda bir durumda iken insanların bize baktıkları şeklinde görürüz. Erken dönemde utanç yüzü gizleme, oracıkta yerin dibine girme isteği şeklinde yaşanır. Bu bir bakıma kendiliğe yönelmiş öfkedir. Kişi dünyanın gözlerini yok etmek ister aslında. Ancak bunun yerine kendi görünmezliğini dilemek zorunda kalır. Bu potansiyel bazı ilkel insanlar tarafından kullanılan “utandırma” eğitim metodunda yaygındır. Görsel utanma işitsel utanmadan önce gelir. Kimsenin izlemediği durumda, süperegosu dışında hiç bir ses duymadığı durumda hissettiği kötü olduğu duygusudur. Böyle bir utandırma çocuk ayaklarının üzerinde durduğunda ve farkındalığı boyut ve güç olarak karşılaştırmaya imkan verdiği durumda ortaya çıkan küçük olma duygusunu kötüye kullanır.
Çok fazla utandırma gerçek bir uygun davranışa değil gizliden gizliye görünmediği zaman uygunsuz davranma eğilimine yol açar. Aşırı durumda da sapkın utanmazlığa yok açabilir. Asılmak üzere kalabalığın önünde darağacına çıkarılmış bir katil ıslah olmuş birisi gibi davranacağına kendisini seyreden kalabalığa “Allah gözlerinizi kör etsin” diye bağırır. Kaldırabileceğinin ötesinde utandırılan bir çocuk her ne kadar cesaret ya da duygusunu dile dökecek kelimelerden yoksun olsa da kronik bir meydan okuma duygulanımı taşır. Bir çocuğun ya da erişkinin kendisini, bedenini ve arzularını ‘kötü ve kirli’ olarak görmesi gerektiği şeklindeki baskılara dayanmasının ve kendisini yargılayanların yanılmazlığına inancının bir sınırı vardır. Bu durumda her şeyi tersine döndürme ve onların varlığını kötü olarak görme eğilimi vardır. Onlar uzaklaştığında hemen değişir.
Şüphe utancın kardeşidir. Utanç ayakta olma, açıkta kalmanın farkındalığına bağlı iken, şüphe bir ön ve bir arkanın, özellikle bir arkasının olduğunun farkında olmaya bağlıdır.