4.2 Geçerlik kavramı
"Sosyal anksiyete bozukluğu bir kişilik bozukluğu mudur?" sorusu bir bakıma "SAB geçerli bir tanı kategorisi midir?" sorusuyla eş anlam taşıyor. Bu açıdan yaklaşıldığında, önce geçerlilik kavramına göz atmakta fayda var. Ruhsal bozuklukların sınıflamasının amaçları: 1. Klinisyenler ve akademisyenler arasındaki iletişimin sağlanması, 2. Mental bozuklukların denetimi yani sağaltım amacıyla gidişlerini değiştirmek ve/veya ortaya çıkmalarını önlemek (ki bunun da ilk koşulu mental bozukluklara ilişkin kavramlarımızın kargaşadan kurtulmasıdır, hiç bir sağaltım ya da korunma yöntemi bilinmiyorsa bile denetim yalnızca bozukluğun doğal gidişine ilişkin bilgilerimizle sınırlı kalır), 3. Anlayış, yani mental bozuklukların nedenleri, gelişimlerinde rol oynayan süreçlerin anlaşılabilmesidir ([Amerikan Psikiyatri Birliği 1980 #1574]). Bir sınıflandırmanın geçerliliği bu saydığımız üç amaca (iletişim, denetim ve anlayış) ne ölçüde ulaşıldığı kastedilir. Bir tanı kategorisinin geçerliliği dört ayrı boyutta incelenir: 1. Yüz (ilk bakış) geçerliği (belirli bir sendromun özelliklerinin ne olduğu konusunda klinisyenler arasında fikir birliği varsa o sendromun yüz geçerliğinin yüksek olduğundan söz edilebilir), 2. Betimsel (deskriptif) geçerlik (bir sendromun özelliklerinin o sendrom için ne ölçüde biricik olduğudur. Psikiyatride patognomonik semptom sayısı az olduğu için semptomların belirli bir bozuklukta ne ölçüde daha sık olduğuna ya da semptom kümelerine bakılır), 3. Öngörücü (prediktif) geçerlik (bir tanı konulduğunda o hastanın geleceği yani prognozu ve tedaviye yanıtı ne ölçüde kestirebildiğimizi gösterir), 4. Yapısal geçerlik (etiyolojik bir kuramla bir sendromun ne ölçüde açıklanabilir olduğudur).