Sosyal anksiyete bozukluğunun alkol
dışında diğer madde kullanım
bozukluklarıyla arasındaki ilişki de
araştırılmıştır. Reiger ve
arkadaşları23 sosyal fobi ve basit fobinin
ergenlerde erken başlangıçlı olduğunu ve
madde kullanım bozukluklarına yatkınlık
oluşturabileceğini bildirmişlerdir.
Page24 lise öğrencileriyle
utangaçlık ve madde kötüye
kullanımını arasındaki ilişkiyi
incelemiş, utangaç erkeklerde utangaç olmayanlara
göre daha fazla marijuana, kokain, amfetamin veya
halüsinojenik madde kullanımı bildirilirken alkol
kullanımıyla utangaçlık arasında bir
ilişki saptanamamıştır. Çok utangaç
kızların ise diğer kızlara göre daha az
alkol kullandığı
görülmüştür. Bu bulgular
utangaçlığın erkekler için daha
önemli bir risk faktörü olduğunu,
utangaçlığın verdiği
sıkıntıyı azaltmak için alkol
dışında bazı maddeleri kullanabildiklerini
göstermektedir. Williams, Argyropoulos ve Num25
amfetamin kullanımıyla ortaya çıkan bir sosyal
fobi vakası bildirmiş, bu olgunun sosyal fobinin
nöro- biyolojisini anlamada yardımcı
olabileceğine değinmişlerdir.
Sosyal fobisi olan bireylerde nikotin
bağımlılığının
arttığını gösteren
çalışmalarda26 sigaranın, sosyal
ortamlarda bireylerin kendilerine olan güven eksikliklerini
telafi etmek için kullanılan bir araç
olabileceği ortaya çıkmaktadır. Sosyal
anksiyete bozukluğu genellikle hayatın erken
dönemlerinde (onlu yaşlardan önce) başlar ve
çocukluk ve ergenlik döneminde yaygındır. Bu
nedenle sosyal fobi genellikle sigara içiciliğinden
önceki yaşlarda başlamaktadır. Sonntag ve
arkadaşları27 sosyal anksiyetenin sigara
içiciliği, düzenli içicilik ve nikotin
bağımlılığının gelişmesinde
bir etkisinin olup olmadığını
incelemişlerdir. Dört yıllık bir izlemde sosyal
korkuları ya da sosyal fobisi olanlarda ilk kez
tütün kullanımına başlama, düzenli
içicilik ve nikotin
bağımlılığının gelişmesi
incelendiğinde, en az bir sosyal korkusu olan ama sosyal fobi
tanısı almayan katılımcılarda
artmış nikotin bağımlılığı
olduğu görülmüştür. Önceki
çalışmalarla tutarlı olarak28,29,30
sosyal fobisi olan olguların sosyal korkuları ve sosyal
fobisi olmayan katılımcılara göre daha fazla
DSM-IV nikotin bağımlılığı tanı
kriterlerini karşılayacakları
gösterilmiştir. Önceki çalışmalara
ilave olarak ise nikotin
bağımlılığının sosyal korkularla
ve sosyal fobinin eşik değerinin altında bulgularla
da ilişkisinin anlamlı olduğu
görülmüştür. İçmeyen veya
bağımlı olmayan katılımcılardan
sosyal korkuları olanlarda dört yıllık izlem
döneminde nikotin bağımlılığı
artarken, sosyal fobisi olanlarda nikotin
bağımlılığındaki artış
istatistiksel anlamlılığa
ulaşmamıştır. Sosyal fobiden ziyade sosyal
korkuların, ileride nikotin
bağımlılığının gelişmesiyle
ilişkili olması, sosyal fobisi olan bireylerin sosyal
ortamlardan kaçınarak sosyal gruplara daha az girmelerine
bağlı olabilir. Buna karşın sosyal fobisi
olmayan ama sosyal korkuları olan bireyler sosyal ortamlara
rahatsız da olsalar katlanmakta ve
yaşıtlarının tütün
kullanımı için baskılarıyla
karşılaşmaktadırlar. Bu nedenle sosyal
korkuları olanlar, ortama uyum sağlamak için
yüksek miktarda tütün tüketimi için risk
altındadırlar. Özetle sosyal korkular ergenlerde ve
genç erişkinlerde nikotin
bağımlılığının gelişmesini
önemli düzeyde etkilemektedir.