Reich
(1960) kendilik saygısının düzenlenmesiyle
ilgili yazısında narsisistik zedelenmeler
sonrasında, çaresizlik, öfke ve anksiyete
atakları yaşayan ve grandiöz fantazileri ve
kısıtlı nesne ilişkileri ve kendilik
saygısında şişme olan bir narsist tipinden
bahseder. Reich inciten idealize nesneye karşı duyulan
aşağılamanın, “utandıran
açıkta kalma (exposure)” duygusunun bir
yansıması olan kendiliğe
döndüğünü belirtir.
Jacobson (1964) ego ideal bağlamında
kırılganlık ve başarısızlık
duygularını incelemiştir. Bunları narsisism ve
yıkıcı erken nesnelerle ilişkili
görmüştür. Jacobson hastalarında utanma
reaksiyonu ve aşağılık dugyularına
karşı eğilim farketmiştir. Utancın
açıkta kalma (kontolün olmaması) ve
başaramama (penise imrenmeye göndermede bulunarak)
sonucunda oluştuğunu ileri sürmüştür.
Kohut’un öncülü olarak, Jacobson utancın
sıklıkla, bireyin çatışmalarını
değil eksiklikleri yansıttığını
belirtmiştir. Pasif, masoşistik ve bağımlı
eğilimler vardır; bunlar beceriksizliğe yol
açar ve utanç ve aşağılık
duyguları oluşur.
Jacobson (1964) ego ideal bağlamında
kırılganlık ve başarısızlık
duygularını incelemiştir. Buları narsisizm ve
yıkıcı erken nesnelerle ilişkili
görmüştür. Jacobson hastalarında utanma
reaksiyonu ve aşağılık duygularına
karşı eğilim fark etmiştir. Utancın
açıkta kalma (kontolün olmaması) ve
başaramama (failure) (penise imrenmeye göndermede
bulunarak) sonucunda oluştuğunu ileri
sürmüştür.
Kohut’un öncülü olarak
Jacobson, utancın sıklıkla, bireyin kendisini
onaramayacağı (remedying) şeklindeki eksiklikleri
(çatışmaları değil)
yansıttığını belirtmiştir. Pasif,
masoşistik ve bağımlı eğilimler
vardır; bunlar utanç ve aşağılık
duygularını uyaran beceriksizliğe yol
açar.
Spero
(1984) utancın negatif ego ideallerinden yani hiç bir
zaman tam olarak içselleştirilememiş olan
süperego yapılarından
kaynaklandığını söyler. Bu süperego
elemanları, identifikasyon ile elde edilen bütün
nesnelerin (whole objects) içselleştirilmelerine tezat
bir biçimde, introjectler ve bölünmüş
(split) nesne tasarımlarıdır. Spero utancın
‘kararsız kendilik – diğeri
sınırı’nı ve kendilik yapısına
yabancı olarak kalan negatif ve değersizleştirici
içselleştirilmiş nesne tasarımlarını
yansıttığını ileri
sürer.
Mahler’den ödünç alarak,
Spero’ya göre, kendilik- nesne
ayrımlaşması yetersizdir ve bunun sonucu olarak;
“gözleyen diğeri”nin haset etmesi,
kendiliğin sınırlarında erime tehlikesine neden
olur; kendiliğin ayrı ve biricik kimliği tehdit
altındadır. “Introject”ler ve kısmi
nesne tasarımları gerçek özdeşimlere
baskın gelir ve kendiliğin ayrı ve biricik
varlığını tehdit eder.
Kingston (1983) utancı “kendilik-
narsisizm”inden “nesne- narsisizm”ine doğru
bir hareket olarak algılayabileceğimizi söyler.
Kendilik- narsisizmi kararlı, bütünleşmiş
ve pozitif kendilik-tasarımı olarak tanımlanır.
Kendilik- imgesi’nin kolayca negatife dönebildiği
durumlarda (narsisistik kırılganlık) kendilik-
narsisizminde bozukluklar olur. Nesne- narsisizmi, kendilik
sınırlarının
bütünlüğünü korumak için
kendilik- nesne ayrımlaşmasının ve
sınırlarının kolayca silikleşerek,
önemli nesnelerden anksiyöz bir geri çekilmeye yol
açtığı ilkel bir nesne ilişkisidir. Ortaya
çıkan davranış diğerlerine karşı
kendine yeterli bir görünüm sergileme,
ihtiyacın inkarı ve kayıtsızlıktır.
Narsisistik bozukluk, simbiyozu koruma ihtiyacında olan
ebeveynlerle ayrımlaşmadaki erken zorluktan
kaynağını alır.
Kingston utancı, diğerleriyle
ilişkide olmanın zorluğu karşısında,
acı veren kendilik-farkındağını ve
ayrı bir kimliği (kendilik-narsisizmi) gösteren bir
sinyal anksiyetesi olarak tanımlar. Kendiliğin
farklında olmanın bu anksiyetesi, ihtiyacı,
bağımlılığı,
çatışmaları, anlamı ve mükemmel
olamamayı inkar etme isteğine yol açar. Bu nedenle
utanç “nesne- narsisizmi”ne hareketle bir geri
çekiliştir. Erikson’un (1950)
utanç/şüphe formülasyonuna benzer bir
şekilde, utancı gelişimsel olarak “ebeveynin
biricik kişisel kimliği ihlal eden ya da dikkate almayan
fakat yakınlık, sevgi ve onay sunan beklentilerine
ulaşma çabası” olarak
görür.
Özet olarak; İdeal kendilik ya da ego
ideal kavramları, utancı grandiözite ve
mükemmellik arzusu ile nesnelerden ayrı ve onlara
muhtaç olduğunu fark etmiş olmaktan kaynaklanan
yetersiz, hatalı ve aşağı arkaik kendilik
arasındaki gerilim yaratan diyalektik olarak görmemizi
sağlıyor. Bu nedenle kendilik önce yalnız,
ayrı ve küçük olarak algılanır ve
gradiöz bir şekilde ideal olanıyla tekrar
birleşmeye çabalar; utanç ve narsisizm birbirini bu
şekilde şekillendirir. Bir tarafta otonomi diğer
yanda fantezideki ideal ile birleşmek için içsel bir
arzu temel gerilimdir. Terapide ise mesele bu iki arzunun
nasıl
bütünleştirileceğidir.