3.1.3 Erken Nesne İlişkileri: Narsisizm ve Utanç
Reich (1960) kendilik saygısının düzenlenmesiyle ilgili yazısında narsisistik zedelenmeler sonrasında, çaresizlik, öfke ve anksiyete atakları yaşayan ve grandiöz fantazileri ve kısıtlı nesne ilişkileri ve kendilik saygısında şişme olan bir narsist tipinden bahseder. Reich inciten idealize nesneye karşı duyulan aşağılamanın, “utandıran açıkta kalma (exposure)” duygusunun bir yansıması olan kendiliğe döndüğünü belirtir.
Jacobson (1964) ego ideal bağlamında kırılganlık ve başarısızlık duygularını incelemiştir. Bunları narsisism ve yıkıcı erken nesnelerle ilişkili görmüştür. Jacobson hastalarında utanma reaksiyonu ve aşağılık dugyularına karşı eğilim farketmiştir. Utancın açıkta kalma (kontolün olmaması) ve başaramama (penise imrenmeye göndermede bulunarak) sonucunda oluştuğunu ileri sürmüştür. Kohut’un öncülü olarak, Jacobson utancın sıklıkla, bireyin çatışmalarını değil eksiklikleri yansıttığını belirtmiştir. Pasif, masoşistik ve bağımlı eğilimler vardır; bunlar beceriksizliğe yol açar ve utanç ve aşağılık duyguları oluşur.
Jacobson (1964) ego ideal bağlamında kırılganlık ve başarısızlık duygularını incelemiştir. Buları narsisizm ve yıkıcı erken nesnelerle ilişkili görmüştür. Jacobson hastalarında utanma reaksiyonu ve aşağılık duygularına karşı eğilim fark etmiştir. Utancın açıkta kalma (kontolün olmaması) ve başaramama (failure) (penise imrenmeye göndermede bulunarak) sonucunda oluştuğunu ileri sürmüştür.
Kohut’un öncülü olarak Jacobson, utancın sıklıkla, bireyin kendisini onaramayacağı (remedying) şeklindeki eksiklikleri (çatışmaları değil) yansıttığını belirtmiştir. Pasif, masoşistik ve bağımlı eğilimler vardır; bunlar utanç ve aşağılık duygularını uyaran beceriksizliğe yol açar.
Spero (1984) utancın negatif ego ideallerinden yani hiç bir zaman tam olarak içselleştirilememiş olan süperego yapılarından kaynaklandığını söyler. Bu süperego elemanları, identifikasyon ile elde edilen bütün nesnelerin (whole objects) içselleştirilmelerine tezat bir biçimde, introjectler ve bölünmüş (split) nesne tasarımlarıdır. Spero utancın ‘kararsız kendilik – diğeri sınırı’nı ve kendilik yapısına yabancı olarak kalan negatif ve değersizleştirici içselleştirilmiş nesne tasarımlarını yansıttığını ileri sürer.
Mahler’den ödünç alarak, Spero’ya göre, kendilik- nesne ayrımlaşması yetersizdir ve bunun sonucu olarak; “gözleyen diğeri”nin haset etmesi, kendiliğin sınırlarında erime tehlikesine neden olur; kendiliğin ayrı ve biricik kimliği tehdit altındadır. “Introject”ler ve kısmi nesne tasarımları gerçek özdeşimlere baskın gelir ve kendiliğin ayrı ve biricik varlığını tehdit eder.
Kingston (1983) utancı “kendilik- narsisizm”inden “nesne- narsisizm”ine doğru bir hareket olarak algılayabileceğimizi söyler. Kendilik- narsisizmi kararlı, bütünleşmiş ve pozitif kendilik-tasarımı olarak tanımlanır. Kendilik- imgesi’nin kolayca negatife dönebildiği durumlarda (narsisistik kırılganlık) kendilik- narsisizminde bozukluklar olur. Nesne- narsisizmi, kendilik sınırlarının bütünlüğünü korumak için kendilik- nesne ayrımlaşmasının ve sınırlarının kolayca silikleşerek, önemli nesnelerden anksiyöz bir geri çekilmeye yol açtığı ilkel bir nesne ilişkisidir. Ortaya çıkan davranış diğerlerine karşı kendine yeterli bir görünüm sergileme, ihtiyacın inkarı ve kayıtsızlıktır. Narsisistik bozukluk, simbiyozu koruma ihtiyacında olan ebeveynlerle ayrımlaşmadaki erken zorluktan kaynağını alır.
Kingston utancı, diğerleriyle ilişkide olmanın zorluğu karşısında, acı veren kendilik-farkındağını ve ayrı bir kimliği (kendilik-narsisizmi) gösteren bir sinyal anksiyetesi olarak tanımlar. Kendiliğin farklında olmanın bu anksiyetesi, ihtiyacı, bağımlılığı, çatışmaları, anlamı ve mükemmel olamamayı inkar etme isteğine yol açar. Bu nedenle utanç “nesne- narsisizmi”ne hareketle bir geri çekiliştir. Erikson’un (1950) utanç/şüphe formülasyonuna benzer bir şekilde, utancı gelişimsel olarak “ebeveynin biricik kişisel kimliği ihlal eden ya da dikkate almayan fakat yakınlık, sevgi ve onay sunan beklentilerine ulaşma çabası” olarak görür.
Özet olarak; İdeal kendilik ya da ego ideal kavramları, utancı grandiözite ve mükemmellik arzusu ile nesnelerden ayrı ve onlara muhtaç olduğunu fark etmiş olmaktan kaynaklanan yetersiz, hatalı ve aşağı arkaik kendilik arasındaki gerilim yaratan diyalektik olarak görmemizi sağlıyor. Bu nedenle kendilik önce yalnız, ayrı ve küçük olarak algılanır ve gradiöz bir şekilde ideal olanıyla tekrar birleşmeye çabalar; utanç ve narsisizm birbirini bu şekilde şekillendirir. Bir tarafta otonomi diğer yanda fantezideki ideal ile birleşmek için içsel bir arzu temel gerilimdir. Terapide ise mesele bu iki arzunun nasıl bütünleştirileceğidir.
Uzm. Dr. Mehmet Akif Ersoy [www.psikoaktif.com]