Empirik sonuçlar bunların
değişik alttipleri olan tek bir bozukluk olduğunu
destekler biçimdedir. Eğer tek bir bozukluk söz
konusuysa o takdirde bu bozukluğun bir kişilik
bozukluğu mu yoksa I eksen bir bozukluk mu olduğu sorusu
gündeme gelir.
Yapılan çalışmaların
sonuçlarında ÇKB'nun Yaygın sosyal fobinin daha
şiddetli bir varyantı olduğu
görüşü ağırlık
kazanmaktadır. Bu durumda ÇKB'nun
sınıflandırma sisteminden
çıkarılması ya da anksiyete bozuklukları
içinde yer alması görüşü ileri
sürülmüştür. Tabii ki
araştırmalar kişilik bozukluğu
araştırmacıları tarafından
yapılmış olsaydı tersi bir görüş
de ileri sürülebilirdi.
Widiger ÇKB ve YSF'nin her iki eksende de
sınıflandırmaya devam ederek bu vakalarda anksiyete
ve kişilik arasında ayrım yapmanın anlamlı
olmadığı ve klinik açıdan da faydalı
olmadığı görüşündedir. DSM-
IV'de bakıldığında Widiger'in
önerdiği yönde bir eklenti olduğu
düşünülebilir. Daha radikal bir
çözüm önerisi de anksiyete ve kişilik
kategorik ayrımının tamamen ortadan
kaldırılmasıdır. Bu çözüm yapay
kategorik ayrımları ortadan kaldıracak ancak
klinisyenin daha karmaşık bir değerlendirme
yapmasını gerektirecektir.
Reich
2000 DSM-IV'e sıkı sıkıya bağlı
kalınmasının ÇKB'yla birlikte tedavi
seçenekleri geliştikçe kişilik
bozuklukları kategorisinden
çıkarılmasını gerektireceğini ancak
bunun radikal bir değişiklik olduğunu
söylüyor. Kronik mental bozukluklara çok boyutlu
yaklaşımın (biliş, affekt,
kişilerarası işlevsellik, dürtü
kontrolü ve genetik) birinci eksen bozukluklarındaki
tamamlayıcı önemine dikkati çekiyor. Reich bir
çözüm olarak ikinci eksende "kronik I eksen
bozuklukları, önemli kişilik özellikleri olan"
alt kategorisinin oluşturulmasını öneriyor. Bu
takdirde ÇKB I eksende yer alacak fakat önemli
kişilik özellikleri bulunduğunda ikinci eksende de
"sosyal fobiye ikincil olan, işlevsel olmayan kişilik
özelliklerinin bulunduğu, kişilik bozukluğu
özellikleri olan kronik birinci eksen bozukluk" şeklinde
yer alabilecek. Reich bağımlı kişilik
bozukluğu ve ÇKB kesişmesiyle ilgili olarak
bağımlı kişilik bozukluğunun
"kaçıngan özellikleri olan" alt belirleyicisini
eklemeyi, SF'yle ilişkili olmayan kaçıngan
kişilik özellikleri için bir yer
açacağını, az da olsa SF olmayan ÇKB
vakaları için bir araştırma kategorisinin
oluşturulmasının teşvik edici
olacağını söylüyor.
Bütün bu bilimsel tartışma ve
araştırmalar devam ededurdun, klinisyenlerin hastayı
anlamada ve tedaviye motivasyonlarını
sürdürmeleri için yapacakları girişimlerde
biyolojik ve psikodinamik kuramları birlikte kullanmaları
ve hastaya yapacakları açıklamaları bu kuramlar
çerçevesinde yapmalarının faydalı
olacağı kanaatindeyim.