4.11 Sonuç
Empirik sonuçlar bunların değişik alttipleri olan tek bir bozukluk olduğunu destekler biçimdedir. Eğer tek bir bozukluk söz konusuysa o takdirde bu bozukluğun bir kişilik bozukluğu mu yoksa I eksen bir bozukluk mu olduğu sorusu gündeme gelir.
Yapılan çalışmaların sonuçlarında ÇKB'nun Yaygın sosyal fobinin daha şiddetli bir varyantı olduğu görüşü ağırlık kazanmaktadır. Bu durumda ÇKB'nun sınıflandırma sisteminden çıkarılması ya da anksiyete bozuklukları içinde yer alması görüşü ileri sürülmüştür. Tabii ki araştırmalar kişilik bozukluğu araştırmacıları tarafından yapılmış olsaydı tersi bir görüş de ileri sürülebilirdi.
Widiger ÇKB ve YSF'nin her iki eksende de sınıflandırmaya devam ederek bu vakalarda anksiyete ve kişilik arasında ayrım yapmanın anlamlı olmadığı ve klinik açıdan da faydalı olmadığı görüşündedir. DSM- IV'de bakıldığında Widiger'in önerdiği yönde bir eklenti olduğu düşünülebilir. Daha radikal bir çözüm önerisi de anksiyete ve kişilik kategorik ayrımının tamamen ortadan kaldırılmasıdır. Bu çözüm yapay kategorik ayrımları ortadan kaldıracak ancak klinisyenin daha karmaşık bir değerlendirme yapmasını gerektirecektir.
Reich 2000 DSM-IV'e sıkı sıkıya bağlı kalınmasının ÇKB'yla birlikte tedavi seçenekleri geliştikçe kişilik bozuklukları kategorisinden çıkarılmasını gerektireceğini ancak bunun radikal bir değişiklik olduğunu söylüyor. Kronik mental bozukluklara çok boyutlu yaklaşımın (biliş, affekt, kişilerarası işlevsellik, dürtü kontrolü ve genetik) birinci eksen bozukluklarındaki tamamlayıcı önemine dikkati çekiyor. Reich bir çözüm olarak ikinci eksende "kronik I eksen bozuklukları, önemli kişilik özellikleri olan" alt kategorisinin oluşturulmasını öneriyor. Bu takdirde ÇKB I eksende yer alacak fakat önemli kişilik özellikleri bulunduğunda ikinci eksende de "sosyal fobiye ikincil olan, işlevsel olmayan kişilik özelliklerinin bulunduğu, kişilik bozukluğu özellikleri olan kronik birinci eksen bozukluk" şeklinde yer alabilecek. Reich bağımlı kişilik bozukluğu ve ÇKB kesişmesiyle ilgili olarak bağımlı kişilik bozukluğunun "kaçıngan özellikleri olan" alt belirleyicisini eklemeyi, SF'yle ilişkili olmayan kaçıngan kişilik özellikleri için bir yer açacağını, az da olsa SF olmayan ÇKB vakaları için bir araştırma kategorisinin oluşturulmasının teşvik edici olacağını söylüyor.
Bütün bu bilimsel tartışma ve araştırmalar devam ededurdun, klinisyenlerin hastayı anlamada ve tedaviye motivasyonlarını sürdürmeleri için yapacakları girişimlerde biyolojik ve psikodinamik kuramları birlikte kullanmaları ve hastaya yapacakları açıklamaları bu kuramlar çerçevesinde yapmalarının faydalı olacağı kanaatindeyim.