Bu
yazıda Sosyal Anksiyete Bozukluğunun bir Kişilik
Bozukluğu olup olmadığını
tartışacağız. Sosyal fobi hastalarına
yardımcı olmaya çalışan klinisyenler bu
soruyu mutlaka sormuşlardır. Ben de bu soruya kendimce
bir cevap verdim. Bu yazıda bu cevaba nasıl
ulaştığımı açıklamaya
çalışacağım. Klinisyenlerin bu soruya
verdikleri yanıtın daha çok ellerindeki tedavi
araçlarıyla ilişkili olduğunu
düşünüyorum. Psikoterapi
ağırlıklı çalışan hekimlerin
sosyal anksiyeteyi daha çok ikinci eksende bir bozukluk yani
bir kişilik bozukluğu olarak görmeye eğilimli
olduğunu düşünüyorum.
Hastalarımız ise çoğu kez sosyal anksiyete
bozukluğu diye tanımlanmış psikiyatrik bir
tablodan uzun süre habersizdirler. Şikayetlerinin bir
kişilik bozukluğu ya da özelliği olduğunu
düşünürler. İnsan yedisinde neyse
yetmişinde de odur, kişilik değişmez diye
düşündükleri için tedaviye
başvurmazlar.